Lütfen Sorduğunuz Soruların Cevaplarını Kontrol Ediniz! İstediğiniz Cevabı Aldıysanız Onaylayınız.
D İ K K A T İ N İ Z E ! ! !
İstek/Öneri kategorimiz Blog bölümümüze taşınmıştır. Lütfen istek öneri soru ve konularınız için Kalem Sizde bölümümüzü kullanın!

İsminiUnuttum.Com Facebook Sayfamız

Kendi blog sayfanız olduğunuz biliyormuydunuz ? İstediğiniz herhangi bir konuda kendi bloğunuzu yazmak için blog bölümümüze üye olup giriş yaptıktan sonra Buraya Tıklamanız yeterli!
Duyuruların Tümünü Gör

Bir daha çal sam tiyatro oyunu

80 İnceleme

Evet bu sefer gittiğimiz tiyatro oyununun adı " Bir daha çal sam ". Bu arada oyun ismi " Tekrar çal sam " olarak da geçmekte. Woody Allen'ın yazıp Barış Eren'in çevirdiği, Casablanca 1942 yapımı filmin ünlü repliği olan, hatta tiyatroda oyunun başlamasından önce casablanca filminden bazı estantanelerin gösterildiği bir tiyatro oyunu.

Oyunla ilgili kafama takılan hatta ifrit olduğum bazı noktalardan önce biraz oyundan bahsedelim. Antalya opera ve balesinde izlediğim 2 perdelik tiyatro oyununun oyuncuları ;

SEDAT MAYADAĞ (Allen)

MELTEM GÜLENÇ (Linda)

GÖKHAN TÜZÜN (Dick) ( Yok isim anlamında dick, uzuv anlamında değil! Bu nasıl bir çağrışımdır ya.. Gökhan abimizi pişti tiyatro oyununda da izlemiştim mükemmel bir karakter ve oyunculuktu tebrik ederim. )

GÖZEN MÜFTÜOĞLU ( Kurtarıcı karakter ablamız 3 5 hatun rolünde oynamakta )

MURAT BÖLÜK ( Bogart abimiz, adamın dibi ,atarlı kişilik )

BEKİR SIDDIK YÜKSEL ( Ahanda sisci. Abimiz afişte bizi beyin felcine soktu soktu çıkardı anlatıcam birazdan sen olaya gel )

Ara not : Şu perde başlamadan önce telefonlarınızı sessize alın uyarısından sonra, titeşim sesi ile " Telefonunuzu titreşime almak kapatmak anlamına gelmez! " uyarısı yok mu.. Tamam sonuna kadar haklılar orada anlık canlı gösterim yapılıyor dikkatlerinin dağılmaması konsatre olunması şart ama ben hala bunu seslendiren o hatunun sesine öyle böyle gıcık değilim buna değinmeden geçemeyeceğim.

Oyun tabi ki yazılımından dolayı amerikan vari bir oyun, karakter isimleri yabancı, olayların geçtiği mekanlar yabancı ( İşte bu kısım oyunun akıcılığını baltalamış resmen.. )

Konu kız arkadaşının terk ettiği bir film kritiği yazarı olan sedat ( Allen ) abimizin, bu melankoliden kurtulmaya çalışırken arkadaş çevresi ile beraber yaşadıklarını konu alan bir oyun. En yakın arkadaşının karısına aşık olma vs.. Yukarıda akıcılığı baltaladığından bahsetmiştim. Tamam belki meşhur bir oyundur.. Belki talep görmüştür vs.. Ama bu kadar basit bir senaryo ( aman yanlış anlaşılmasın tiyatro oyununa kesinlikle lafım yok sadece senaryodan bahsediyorum ) ortada varken bunun yabancılardan alınması mı gerekiyordu ?

Bildiğin ayrılma, işte arkadaşının kız arkadaşına aşık olma vs.. gibi her yerde bulunabilecek tipik bir olayın şematize edilmesi. Hayır şimdi bu zamana kadar hiç mi türk senarist böyle bir şey yazmamış ? Böyle bir senaryoyu yazmak bu kadar mı zor ? Ki hiçte zor olduğunu sanmıyorum peki yazıldıysa neden tercih edilmedi ? Sırf isminden kazanılan sükse den dolayı mı ? Evet belki çok basit düşünüyorum belki sanatsal bir değeri vardır yada benim anlamadığım herhangi bir özelliği vardır ama ben basit bir izleyici olarak o kadar itici buldum ki bunu anlatamam..

Kendi yaşadığım küçük bir saçmalıktan bahsetmek istiyorum bu arada;

Bir daha çal sam oyununa bir arkadaşımla beraber gittik. Afişine bakıyoruz lobide beklerken. Her oyuncunun adının altında tiyatro oyunundaki karakterinin ismi yazıyor. Bir de en sonda bir abimiz var ki adı : Bekir Sıddık Yüksel onunda altında " Sisci " yazıyor. Olaya bak oturduk rahat bir 10 dakika şimdi bu adamın karakter adı mı sisci ? Yani sisci aslında yabancı bir isim mi ? Yoksa amcam baya oyunda sis vermekle görevli eleman mı ? Kafamda deli sorular vardı o anda.. Şaka değil bunu tartıştık, irdeledik, düşündük, internetten araştırma yapmaya bile kalktık.

Neyse biraz da oyuna bakalım :

Önden 4. sırada oturuyorum ve bekliyorum ki bir anda ışıklar kararacak ve arka kulis civarlarından oyuncu çıkacak ve oyun başlayacak. Fakat en önde oturan ve arkası bize dönük olan ( bütün koltuklar sahneye dönükse ve adam koltukta oturuyorsa nasıl yüzü bize dönük olabilir ki ?!?!?! Kendi kendimi g*t ettikten sonra devam ediyoruz ) sedat mayadağ (Allen ) bir anda gür ve coşkulu bir sesle oyuna başlar, bize dönerek konuşur ve ondan sonra sahneye çıkar. Bu tip küçük şaşırtmalar gerçekten benim hoşuma giden bir şey. En azından oyuna biraz heyecan biraz dinamiklik kattığını düşünüyorum. Özellikle girişte böyle bir şeyin yapılması gayet direk konuya girmemizi ve dikkatleri üzerine çekmesi konusunda 10 numara bir hareketti.)

Tabi yukarıda da bahsetmiştim ki oyunda isimleri duymaya başlayınca içimden geçen ilk şey ; Aga ilk perde bitiminde ben kaçar.. Olmuştu. Fakat sonrasında gerek oyunculuk kalitesi, gerek senaryonun gelişmesi gerek diğer şeyler dikkatleri üzerlerinde toplamayı başarmıştı. Sonra bir sahne geliyor ki Allen abimiz kızla buluşmadan önce saçlarını yapması gerekiyor. Tam o anda birden bizlere dönerek ; " Böyle nasıl oldu " dedi. Tabi kimseden çıt çıkmıyor. Çünkü biz ( düşün artık bütün tiyatroda izleyenler adına konuşuyorum ) bunun oyun olduğunu sandık. Ama adam bize soruyomuş ya la :) İşte orada seyirciler katılmaya başladı şunu yap böyle yap şöyle yap derken tiyatro oyununa ara verildi ve biz tiyatro oyununa katkıda bulunmaya başladık. Şimdi bu çok güzel bir andı. İnsanlara sorması fikir alması, tatlı bir şekilde karşılıklı atışmalar. En başta bahsettiğim çıkış gibi çok dinamik ve insanları uyandıran bir uygulamaydı. Bu yüzden sedat abimizi tebrik ediyorum.

Oyunda genel olarak ne bir sekte ne bir takılma, ne nefes aksaması, nede replik unutma meydana geldi. Yani oyun gayet akıcıydı bu konuda tüm oyuncuları ayrı ayrı tebrik ediyorum öncelikle. ( Toplasan 40-45 tane tiyatro oyunu izlemişimdir cümlelere gel bir anda eleştirmen kesildim ya la.. )

Ben sadece bir izleyici olarak yazdım. Eğer ki cümlelerimde bir kırıcılık varsa affola...

27, Şubat, 2015 Tiyatro kategorisinde Aysun (721 puan) tarafından  yazıldı

1 Yorum

Sen bu kadar atarlı atarlı yaz ondan sonra de ki cümlelerimde bir kırıcılık varsa :)

Şakayı bir yana bırakırsak anlatımdaki içtenlik gerçekten çok güzel. Ve oyunu hakikaten merak ettiren bir anlatım. Eğer tiyatroda perdesi varsa muhakkak gideceğim bu anlatımdan sonra..
...